29 Mart 2014 Cumartesi

BÜYÜYOR MUYUM?



Yaş 4... Yeğenimin Batuvan diye bir arkadaşı var. (tabisi adı batuhan). Onunla görüşebilmek, onunla oyun oynayabilmek için günde 5 6 kez mütemadiyen kendini yerlere fırlatmak, başımızın etini yemek, ağlıyormuş gibi yapmak suretiyle bizi darlıyor.

Yaş 27...Haftasonu, evde tek başımayım ve kimseyle görüşesim yok.


YÜZLEŞME-YÜZLEŞEMEME

YÜZLEŞME-YÜZLEŞEMEME      

     Kafalar çok karışık. Bu ara sık sık "ne yapıyorum kendime ben?" diye soruyorum. Kişi bazlı önlemlere başladım. Bir kanser korkusu atlattım inşallah temiz çıkar. Bazı insanlara anlatabiliyorum bazılarına anlatamıyorum. Neden hayatımı bazı insanların tavır ve duygularının yönlendirmesine izin veriyorum ki? İnsanların gözleri sürekli başkalarının hayatları üzerinde. Bundan sıkılıyorum. Bazen fazla yakınlığından rahatsız olduğum insanlar var. Antidepresanlı halimi çok seviyorum. Kafa çok güzel, kafa rahat, Libby mutlu, enerjik. Bugün yazasım çok. Ama tam olarak ne yazmalıyım? Otosansür berbat bir şey. Bu kadar insan tanımak, bu kadar değiştirilen şehir beni bu hale getirdi. Ama hayatımın çok güzel olacağına gönülden inanıyorum. Her yazı uzun olmak zorunda değil. Ama ben sayfalarca yazmak istiyorum. En azından bir sayfacık. Sürekli çalışan, sıcak bir beyinle başetmek çok zor. Bazen onu durdurmak istiyorum. Beni çok yoruyor. İnsan en çok hissettiği gibi yaşadığında mutlu oluyor. Bugünkü tüm davranışlarım için kendimi tebrik ediyorum. Yarın muhtemelen kendime kızdığım davranışlarım olacak. Davranışlarımdan ötürü kendimi seviyorum ve takdir ediyorum ancak egodan çok korkuyorum. Egolu olmak insanın başına gelen en kötü şeylerden biri. İnsan ne kadar riyakar. Sağlığı bozulunca ondan başka bir şey düşünmeyip Candan Erçetin'e bağlıyor "Dünyada ölümden başkası yalan" diye. Sağlık düzeldiği an yine "o bana bunu demiş şu bana şunu yaptı" Bazen ölümden korkuyorum, bazen korkmuyorum. Öbür dünyanın buradan çok daha güzel olduğuna inanıyorum. Belki de "neden daha önce ölmemişim ki" diyeceğim bir yer ama tabi bilemem. İnsan kaybetmekten çok korkuyor. En çok da sevdiklerini. Gelişmenin, değişmenin, büyümenin sonu yok. Her gün yeni kapılar açılıyor. Bazen yerimizde sayıyoruz. Bu yerinde saymalar canımızı sıksa da o kadar önemli ki. Bazen düşüyoruz, hoop kalkıyoruz. Geçen gün şunu yazmıştım "Ne zaman eski neşeme geri kavuşsam hep başıma bir şey geliyor" Aslında ne zaman başıma bir şey gelse, hemen ardından güzel bir şey de oluyor. Ortalama insanların hayatlarını farklı yapan en önemli şeyin bakış açısı olduğuna gözlerimle birçok kez şahit oldum.

     Okuyan herkese sarılırım. Kimsenin okuyacağını sanmıyorum:) Aslında bunları yayınlamak isteyip istememem de benim için bir çelişki. 

Yazdım ama rahatladım mı? Hayır