21 Ocak 2012 Cumartesi

Ben demiştim! Pususu

     Sanırım her blog açan yazan insan yaşamıştır "Nasıl anlatsam? Nereden başlasam?" Kaygısını da çaktırmıyordur bence. Evet öyle bir huyumuz var. Heyecanını, sevincini çaktırmayıp üzüntünü, sinirini, rahatsızlığını bağırma huyu... En sevdiğim...
Şimdi ben bu blog mevzusunu yeni çözüyor olduğumdan yazımın başlığını yanlışlıkla başka yere gömmüş olabilirim. Sonra onu nasıl toparlayacağımı 1 hafta falan bulamayabilirim. İdare ediverin işte!

     Gelelim "ben demiştim" pususuna. Evet bilinçli ya da bilinçsiz bu pusuya yatanlar var ki kendileriyle şu ara pek karşılaşıyorum. Başkalarının hayatından kendine tecrübe çıkarıp onlara "baaak gördün müüüü demiştim sana" diye salyalarını akıtırken, kendi içlerinde zafer konvoyu yapanlar...

    İşin garibi bu insanlar vallahi de billahi de kötü insanlar değil. Zaten Türk filmlerindeki bize yıllarca pompalanan durum gibi kimse salt iyi ya da salt kötü değil ya neyse... O yüzden bizde küsme var bence. Dün çok iyi insan birden 

işte bunlar oluveriyorlar. (evet türk filmlerindeki isimleri bilmiyorum. evet sordum sarı google a) e daha dün iyi bir insandım noldum ya 1 günde? Bu da başka derin mevzu ya neyse..

    Diğer bloglardaki gibi öyle şatafatlı resimler falan koyamayacağım sanırım, çünkü öyle bir görsel algım yok. Biraz düz insanım bu konuda. 

    Keşke bu kadar korkak olmasak. Yapmak istediğimiz şeyleri bir başkası yaptığında onun duygularını pinçik pinçik edecek sorular sormasak, acıtmaya uğraşmasak ve karşımızdakilere "oh dünya sana güzel" gibi salak bir cümle kurup sadece kendimiz bedel ödüyoruz sanmasak...

    Yıllardır hep hassas olmakla suçlandım. Evet hassas olmak bir suç. "İzmir'e taşınıyorum" dediğimde "İş için mi, evleniyor musun" gibi soruları duyunca sinir olduğum için hassas oldum. Taşındığımda ve insanlar "ee sıkılıyor musun? Eee özlüyor musun?" gibi sorular sorduğunda sinirlendiğim için de hassas oldum. bir de üstüne "Ne takıyosun onları yeaaa, boşver en iyisini yaptın" dediklerinde önce İnek Şaban edasıyle " Di mi ihihihi' yapıp sonradan az ama yine sinir oldum. (bak yine hassas) 

     İnsanlar her şey için bedel ödüyor. Ben gitmenin bedelini sevdiklerimi özleyerek, eski evimi özleyerek, arkadaşlarımı her istediğimde göremeyerek (sanki istanbulda çok görüyordum ya, yılda 2 kere görüştüğüm adam bile nereye gidiyosun olm hüüüoooop dedi ya:)) ödüyorum. Kalanlar da başka türlü ödüyor. Alın üzüldüğüm oluyor özlediğim oluyor mutlu musunuz eşşek sıpaları diyerek bu yazımı bitiriyorum. Biraz ekonomik kullanmak lazım"hassasiyetleri" değil mi? bende bunlardan daha niceleri var..
Sağlıcakla... 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder