ENTERESAN AÇILIMLAR
Bugün bir blog
açma fikriyle önceki blogumdaki yazıları bir okuyayım dedim. Planladığım 2. blog
daha çok bilgilendirme amaçlı. Bir de ne göreyim? Geçmişte beğenmediğim,
utandığım yazılarım aslında çok güzelmiş. Güzelliğinden değil de ne kadar
içimdeki duygular... Kendime çoğu zaman haksızlık ettiğimi düşünüyorum. Kendi yaptığım,
ürettiğim br çok şeyi önce ben beğenmiyor ve kaldırıp atıyorum. Sanırım bu
duygu beğenilmeme korkusundan ileri geliyor ancak ne gereği var ki buna? 30 yaş
kafası hakikaten bir garip. Artık insan çevresi odaklı değil, kendi odaklı
yaşamak istiyor. Çevresinden yorulmamak için kendi önlemlerini alıyor, kendi
yöntemlerini belirliyor. Okuduğum kadarıyla 40 bunun bir üst versiyonu...
Sanırım
yeniden yazmamda 2 kur gittiğim, yaratıcılığımı körükleyen ve benliğimi yeniden
keşfetmemi sağlayan bir kurs ile Julia Cameron’un “Sanatçının Yolu” kitabı
(egzersizleri bıraktım ama söz tekrar başlayacağım” ve asıl dün gittiğimiz bir
atölyede kendim için kritik bir kaygımı insanlar içinde rahatça anlatabilmem
yatıyor. Tüm bunlar aslında çok güzel. Bir de işin içine hamilelik hormonları,
işsizlik-evde olma ve yalnızlık-konuşacak kafana göre insan bulamama eklenince
sanırım bu itici güç ortaya çıktı ve her gücün çıkışı gibi ruhsal anlamda son
derece zorlayıcı oldu.
Eskiden paylaşmaya
utanırdım ama artık bundan çekinmiyorum, paylaşmanın verdiği sorumluluğu dha
çok yaşardım ama bugün artık bunu paylaşmanın hafifliğini de yaşıyorum.
Hatta şu an
blog adresimde bir sorun var, “aman ilhamım gitmesin” diye Word’e derdimi
döküyorum. Önce insanın içinden gelecek abi... hehehe
Sevgi, saygı
ve umutla...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder